Tarih, bazen bir halkın önüne aynayı geç tutar. Ermenistan için o ayna, 2020 sonbaharında, 44 günlük savaşın sonunda tutuldu. 7 Haziran 2026'da sandıktan çıkan sonuç ise, o aynaya bakma cesaretinin siyasi tescili oldu.
Hikâyenin başına dönmek gerekir. 19.yüzyılın sonunda Çarlık Rusyası, Osmanlı'yı ve Kafkasya'yı çözmek için en kadim yöntemi kullandı: halkları birbirine kırdırmak. Asırlardır Türklerle iç içe,
"millet-i sadıka" olarak yaşayan Ermeniler, Rus emperyal aklının vaatleriyle silahlandırıldı; Taşnak ve Hınçak komitaları eliyle Doğu Anadolu'da ve Kafkasya'da kanlı bir sürece sürüklendi. Bu yangında iki halk da evlatlarını kaybetti, iki halk da yurdundan koptu; ama asıl kazanan ne Ermeni oldu ne Türk — kazanan, sıcak denizlere inmek isteyen Moskova'ydı. Ermenistan'ın trajedisi, bağımsızlığını bile başkasının projesine ipotek ederek aramasıydı.
Aynı senaryo Sovyet sonrasında tekrar sahnelendi. Karabağ ve çevresindeki yedi rayon işgal edildi; bir milyona yakın Azerbaycanlı yerinden edildi. 26 Şubat 1992 gecesi Hocalı'da yaşananlar — 613 sivilin, kadınların ve çocukların katledilmesi — bu işgalin vicdanlarda açtığı yarayı tek başına anlatmaya yeter. BM Güvenlik Konseyi'nin dört kararı işgali tescil etti; ama otuz yıl değişen bir şey olmadı. Çünkü Erivan güvenliğini yine Moskova'ya emanet etmişti ve Moskova için çözülmüş bir Karabağ, elden çıkmış bir koz demekti. Üstelik işgal yalnızca Azerbaycan toprağını değil, bir medeniyet coğrafyasını da bölüyordu: Zengezur hattı kapalı kaldıkça Türkiye ile Türkistan arasındaki en kısa kara bağlantısı kesik, Türk dünyası fiziken ikiye ayrılmış durumdaydı. Moskova'nın asıl yatırımı da buydu — Türk'ü Türk'ten koparan o ince toprak şeridi.
2020'deki İkinci Karabağ Savaşı bu denklemi parçaladı. Azerbaycan, Türkiye'nin sarsılmaz desteğiyle topraklarını kurtardığında, Ermenistan acı ama dönüştürücü bir gerçekle yüzleşti: Rusya, en kritik anda yanında değildi. KGAÖ üyeliği kâğıt üzerinde kaldı, "stratejik müttefik" seyirci oldu. İşte Paşinyan'ın "barış gündemi", bu enkazın üzerinde yükseldi: Ermenistan ya hayali bir nostaljiyle kuşatılmış, yoksul, kapıları kapalı bir ülke olarak kalacaktı; ya da haritayı kabul edip komşularıyla — Azerbaycan'la ve Türkiye'yle — yaşamayı öğrenecekti.
7 Haziran 2026 seçimi bu sorunun cevabını verdi. Yüzde 59'a yaklaşan katılımla sandığa giden Ermeni seçmen, Moskova'nın yoğun etki operasyonlarına rağmen yüzde 49,81 ile Paşinyan'a meclis çoğunluğunu yeniden teslim etti; Rusya'ya yakın Karapetyan bloku ise kaybeden taraf oldu. Bu tek bir partinin değil, bir yönelimin oylamasıydı.
Bu yönelişi mümkün kılan ikinci aktör, Türkiye'nin çok boyutlu dış politikasıdır. Ankara, "ön alıcı, sağduyulu ve gerçekçi" diye tarif ettiği bu çizgiyle aynı anda birçok masada oturmayı başardı: NATO üyesi kalarak Rusya'yla diyaloğu koparmadı, Ukrayna savaşında tahıl koridorunun mimarı oldu, Körfez'den Afrika'ya nüfuz alanını genişletti ve Kafkasya'da hem Bakü'nün garantörü hem Erivan'ın muhatabı olabildi. Paşinyan'ın Haziran 2025'te İstanbul'a gelip Erdoğan'la görüşmesi, ardından Mayıs 2026'da Erivan'daki Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesine Erdoğan'ı ve Aliyev'i davet etmesi, bu çok kanallı diplomasinin meyvesidir. Türkiye, tek eksene mahkûm olmadığı için herkesin kapısını çalabilen ülke konumundadır — ve bu esneklik, Ermenistan'a "Rusya'sız bir gelecek mümkün" seçeneğini somut olarak gösteren şeydir.
Ama Ankara'nın pusulasında günübirlik dengelerin ötesinde bir hedef var: Türk Birliği. Gaspıralı İsmail'in "Dilde, fikirde, işte birlik" şiarı, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısında devlet politikasına dönüşmüş durumda. Mayıs 2026'daki Türkistan zirvesinde liderler ortak alfabeden "Turkic AI" yapay zekâ merkezine, ortak uydu programından dijital İpek Yolu'na uzanan kararlar aldı; Erdoğan şiara "dijital vizyonda birlik" halkasını ekledi. Aliyev'in ifadesiyle Türk dünyası, 21. yüzyılın etkili jeopolitik güç merkezlerinden biri olma yolunda. Bu birliğin önündeki son fiziki engel ise yüz yıldır aynıydı: Zengezur. Washington'da mutabık kalınan TRIPP güzergâhı — 2,5 milyar dolarlık yatırım paketiyle somutlaşan, Azerbaycan'ı Nahçıvan üzerinden Türkiye'ye bağlayacak koridor — işte bu engeli aşan halkadır. Orta Koridor'un ana segmenti olarak Zengezur açıldığında Kars-Gümrü demiryolu yeniden işleyecek, Pekin'den Londra'ya uzanan hat Türk coğrafyasından kesintisiz geçecek. Ve işin tarihi ironisi şudur: Türk Birliği'nin son kilidini açan anahtar, Ermeni seçmenin sandıkta yaptığı tercihtir. Engelleri silah zoruyla değil, komşuyu denkleme ortak ederek aşmak — çok boyutlu politikanın özü budur.
Burada Türkiye'nin tutumu kristal netliğindedir: Azerbaycan ne ise Türkiye odur. Ankara'nın Erivan'la normalleşmesi Bakü'yle eş güdüm içinde yürür; yürümüştür, yürümelidir. Ama tersi de doğrudur: Azerbaycan'la kalıcı barışı imzalayan, koridorları açan bir Ermenistan, Türkiye kapısını ardına kadar açık bulacaktır. Çünkü Türk milleti tarih boyunca kin güdebilmiş bir millet değildir; gelenin ölçüsüne göre hareket etmiştir. Türk'ün Ermeni halkıyla davası yoktur; davası, o halkı asırlardır maşa olarak kullanan emperyal akılladır. Üstelik açılacak koridor Ermenistan'ı dışlayan değil, içine alan bir projedir: Erivan, otuz yıldır dışında kaldığı bölgesel ticaretin doğal parçası olacak, Gümrü Kars'a, Kafkasya Anadolu üzerinden dünyaya bağlanacaktır. Barış, ahlaki bir tercih olduğu kadar iktisadi akıldır.
Elbette ihtiyat gerekir. Bir seçim bir asrın travmasını silmez; Erivan'da revanşist damar canlı, Moskova Kafkasya'dan elini çektiğini kabullenmiş değildir. Hocalı'nın adaleti, yerinden edilenlerin hakları, mayınlı araziler hâlâ açık yaralardır. Ama yön doğrudur. Tarih bize şunu öğretti: Bu coğrafyada halklar birbirine düşman edildiğinde kazanan hep dışarıdaki oldu. Şimdi tersini denemenin vaktidir — trenlerin Kars'tan Nahçıvan'a, Bakü'den Gümrü'ye işlediği, Türk dünyasının Hazar'ın iki yakasında kucaklaştığı bir Kafkasya...
7 Haziran 2026, o güzergâha döşenmiş bir ray daha oldu.
kaynak:
- A Haber – Kafkasya'da yeni devir: Erdoğan Erivan yolunda
- Tarihistan – Türk Dünyası Türkistan'da buluştu
- TBMM – Dışişleri Bakanı Fidan'ın 2026 bütçe sunumu
- Dış Politika Enstitüsü – Ermenistan seçimleri nasıl okunmalı?
- Türkhaber – Mirzoyan: Erdoğan ve Aliyev'i Erivan'a davet ettik
- Public Radio of Armenia – TRIPP / DFC 2,5 milyar dolarlık paket
Yorumlar
Yorum Gönder